göcek Beldesi
Göcek

Göcek Ekonomik Yapısı

Göcek Beldesi, İnlice, Gökçeovacık ile Karacaören köyleri, yaşamlarını sürdürme konularında üç önemli aşamada anlatmak daha doğru olacaktır. Bu aşamalar, yörenin doğal ve tarihi yapısından, yeraltı ve deniz zenginliği ile hayvansal gelirlerden oluşmaktadır.

I. dönem

Bu dönemde tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Yazın yayla, kışın sahil bölgesinde hayvanları otlatmak ve ekim dikim yapmak için göç edilir. Dini bayramlarda, düğünlerde ve özel günlerde kesim amacıyla satma, deri–kıl–yün ve gübresini değerlendirme, yük ve insan nakliyesi yapma gibi getirileri olan hayvancılık, bu dönemde gözde ve ilgi çeken bir meslektir. Hem insanların uğraşı alanı, hem de aile geçimini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu süreçte, paraya değer verilmezdi. İhtiyaçlar, takas ile karşılanırdı. Dostluk ve yardımlaşma ön plandaydı. Ambarında buğdayın, damında hayvanın ve başını sokacak bir evin olduğu anda dünyanın en mutlu ve en zengin insanı olunurdu.

Bu dönemde hayvancılık yanında tarımla da uğraşılırdı. Yayla ve sahillerde bulunan arazilere; buğday, arpa, mısır, susam, pamuk, zeytin ve sebze ekim-dikimi yapılırdı. Bu uğraş, ticari amaçlı değildi. Herkes kendi ihtiyacı kadar üretirdi. Son yirmi yıl içinde meyve (üzüm, ceviz ve armut), sebze (sera ve tarla), zeytin ve susam ekim-dikiminden önemli gelir sağlanmış ve ticaret gelişmeye başlamıştır.

GÖCEK’TE TARIM

Göcek ile İnlice, Gökçeovacık ve Karacaören yerleşim birimlerinde yaşayan insanlar, 19. y.y’ın ilk yarısına kadar GÖÇER olarak yaşamışlar. Ancak gerek yaylaklarında gerekse kışlaklarında boş ve verimli toprakları işlemeye başladılar. Böylece toprakla tanışma devri başlamış oldu. İşledikleri topraklarda yörede gördükleri ve nasıl yetiştirildiğini bildikleri (genellikle Rumlardan) sebze ve meyveleri yetiştirmeye özen gösterdiler. Oba veya aileler arasında sorun olan bu olay, sonunda boş ve açık alanların benimsenmesi ve korunmasını ortaya çıkardı. Bu durum tüm Osmanlı topraklarında yer yer görülmeye başlandı. Osmanlı Asayiş Ekipleri’nce “arazi ve yurtluk çatışması” olarak adlandırılmasıyla sorun, Osmanlı Eyalet Meclisleri’nde gündeme alındı. Yapılan görüşmeler sonunda Osmanlı Devleti, 1858 yılında “ARAZİ NİZAMNAMESİ” adıyla bir kanun çıkardı. Kanun ile Osmanlı topraklarında her vatandaş tapulu arazi alma ve kullanma yetkisine sahip oldu.

Göcek, İnlice, Gökçeovacık ve Karacaören yerleşim birimlerinde yaşayan insanlar da diğer insanlar gibi ARAZİ NİZAMNAMESİ ile bulundukları ve yaşadıkları kışlak (köyleri) ile yaylaklarında (Pırnaz, Gedre, Poyrazoluk, Karanfilli) tapulu arazilere sahip oldular. Artık göçerler asırlarca süre gelen “göçerlik hayatını” bir noktada bitirerek, “yerleşik düzene” geçmişlerdir.

Yerleşik düzene geçiş ile yörede “tarım” ön plana çıkmıştır. Gerek iklim, gerek su ve gerekse bilgi açısından tarım 1960 yıllarına kadar çok sınırlıydı. Bu dönemde ancak “avlu” dediğimiz küçük sebze bahçeleriyle “kuru tarım” dediğimiz hububat yetiştiriciliği ile uğraşılırdı. 1960 yılından sonra; Fethiye – Kargı ve Yanıklar ile Dalaman Devlet Üretme Çiftliği’nde yapılan tarımı gören ve öğrenen kişiler, Göcek ve köylerinde pek çok radikal değişiklikler yaptılar. Bunlardan “su borularıyla tanışma ve uzak yerlerden sular getirme, havuzlar inşa etme, toprağı gübreleme, yeni (o günlere göre) tarım araçları kullanma ve yeni ürünleri (muz, domates, fasulye ve sofra salata ürünleri vb.) yetiştirme” en önemlileridir. 1970 yılından sonra SERACILIK gündeme geldi. Yılın her mevsiminde taze sebze yetiştirebilmek herkesin ilgisini çekmiş olacak ki İnlice ve Göcek düzlüklerinde pek çok kişi, sera sebze yetiştiriciliği ile uğraşmaya başladılar. Ekonomik getirisi olan seralarda en çok kabak, salatalık, domates ve biber yetiştirilirdi. Seracılık için kooperatifler kurulmuş ve TC Ziraat Bankası’ndan teşvik ve destekleme kredileri alınarak, iyi ve bol ürünler elde edilmiştir. Daha bundan 18–20 yıl öncelerine kadar Göcek ve İnlice sera sebzeleri Dalaman–Ortaca ve Fethiye pazarlarında söz sahibi olmuştur. Örneğin, Göcek salatalığı (hıyarı) hala dillerdedir.

Sera sebzeciliği yanında tarla sebzeciliği de aynı oranda gelişmiştir. Lahana, pırasa, soğan, bostan (kavun–karpuz) bakla, bezelye, börülce, kabak (bal kabağı) vb. sebzeler de turfanda sebzeler kadar önemlidir. Ayrıca o dönemlerde susam, mısır (darı), akdarı, süpürge, fiğ ve tütün yetiştiriciliği de yapılmıştır. Özellikle Göcek ve İnlice ovalarında yetiştirilen bu ürünlerin o dönemlerde ekonomik getirileri hayli fazladır. Susuz ve kırsal arazilerde ise yapılan hububat (buğday-arpa-burçak) ekimi, kişilerin kendileri ve hayvanlarının yiyecekleri oranda yapılır. Göcek’in yaylası Pırnaz, İnlice’nin yaylası Çomak, Gökçeovacık’ın yaylası Poyrazoluk ve Karanfilli ile Karacaören’in yaylası Gedre’de (Ardıovacık) tarla sebzeciliği, nohut, hububat ve patates yetiştiriciliği yapılırdı.

Göcek ve yöresinde meyvecilikte çok önemlidir. Bunlardan endüstri bitkisi de dediğimiz zeytin, pamuk, susam önemli gelir kaynakları arasında yerini alırdı. Bugün ise adı geçen bitkilerden sadece zeytin güncelliğini korumaktadır. Özellikle yörenin dağ eteklerinde, tarla yamaçlarında ve küçük düzlüklerde yetiştirilen zeytin, önemli gelir kaynağıdır. Dağlardan koparılıp dikilerek aşılanan zeytinler ile çelikten üretilen zeytinlerden hem yağ hem de sofralık zeytin elde edilir. Yörenin zeytinlerinden Gökçeovacık’ta bulunan zeytinyağı fabrikasında yağı çıkarılır. Yörenin zeytin ve zeytinyağı herkes tarafından beğeni ile alınır.

Yörede meyvecilik, yaylak ve kışlak olarak ele alınır. Yaylada kiraz, elma, ceviz ve badem, kışlaklarda ise incir, narenciye, dut, muşmula (yenidünya), üzüm ve armut önemli meyvelerdir. Bu meyvelerden sadece narenciye ve zeytinden gelir elde edilir. Diğerleri ise, ailelerin kendi ihtiyaçları oranındadır. Bunlardan başka fıstık, çilek, salata ürünleri (maydanoz, tere, marul, roka vb.) ile sebze ve meyve fidan üreticiliği de yapılmaktadır.

Semt Pazarları

Madenciliğin başlamasıyla birlikte Göcek’te bir hareketlilik göze çarpar. Nüfus artmış, hane sayısı çoğalmış ve bu nedenle ihtiyaçlar yavaş yavaş kendini göstermeye başlamıştır. Göcek’in köy dönemlerinde “köy meydanına” (bugünkü meydana) pazar kurulur ve halkın ihtiyaçları karşılanırdı. Çevre köy ve mahallelerden kendi üretimlerini pazarlamak için gelen insanlar burada toplanır ve alış–verişlerini yaparlardı. Cuma günleri kurulan pazar çok renkli geçerdi. Süt ürünlerinden yumurtasına, sebzesinden  bakliyatına, el işlemelerinden dokumasına ve şifalı otundan deniz ürünlerine kadar her şey getirilir ve pazarlanırdı. Özellikle madencilerin vardiya aralarında büyük bir alış-veriş yeri görünümüne giren pazarda çok kişi küçük çapta gelir elde ederdi.

Göcek’in belediye olmasıyla; pazaryeri ve günü değiştirilmiş, bir takım kural ve kolaylıklar getirilmiştir. Bu dönemlerde madenciliğin yerini turizm aldığından, daha görkemli, daha temiz ve düzenli pazaryeri hazırlamanın bilincinde olan Göcek Belediyesi, bu günkü pazaryerini yapmış ve düzenlemiştir. Günü de Pazar olarak değiştirmiş ve herkesin rahat bir şekilde alış-verişini yapması sağlanmıştır.

Göcek pazarı çok kalabalık ve çok renkli geçer. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisine neden olur. Çevre il ve ilçelerden pazarcılar ile halk gelir. Üretici ve satıcıların en memnun oldukları ve çok kazandıkları pazardır. Özellikle yaz mevsiminde Fethiye halk pazarı kadar kalabalığa sahip olduğu günleri vardır. Pazarda eskiden olduğu gibi, bugünde yöre halkının yöresel ürünleri sergilenir.

II. dönem

Bu dönem yörenin uyanış ve diriliş zamanıdır. 1935’lerde başlayıp 2003 yıllarına kadar devam eden bir süreçtir. Halkın altın çağını yaşadığı, ev–bark gördüğü, cebinde veya cüzdanın para bulunduğu ve herkese iş–aş imkânı doğduğu bir dönemdir. Yöre insanının yanı sıra; Dalaman, Çameli ve Fethiye bölgelerine bile ekmek kapısı olan madencilik aynı zamanda ülkenin en büyük gelir kaynağı olmuştur. Bu sektörde her evden bir veya iki insanın çalışması, çalışmanın sürekli ve zahmetli, getirisinin net ve iyi olması nedenlerinden dolayı yörede hayvancılık oldukça gerilemiştir.

Batı Akdeniz yöresi zengin yeraltı kaynaklarına sahiptir. Bu yeraltı kaynaklarımızdan en önemlisi olan krom, Üçköprü Bölgesi olarak tanımlanan Tahtakerte–Gürleyik–Fethiye–Muğla yöresindeki ocaklarda çıkarılmıştır. Bu ocaklardan çıkarılan cevher, Fethiye Karagedik Mahallesi’ndeki tesislerde işlenerek satılabilir duruma getirilmiştir. Henüz Fethiye’de seracılık, ticaret, turizm gibi gelirlere sahip değilken yeraltı kaynaklarımız önemli ekonomik katkılar sağlamıştır. İşletmelerin bulunduğu Göcek ve Karagedik’de istihdam yaratmış, bu bölgelerin gelişmesinde etkili olmuştur. Ayrıca taşımacılık sektörünün gelişmesine de etki yapmıştır. Fethiye Göcek Üçköprü bölgesinde bulunan krom madeninden başka Mendos Dağı’nda ve Gökçeovacık’ta manganez, Seki bölgesinde mermer cevheri yatakları vardır. Bunlardan Fethiye ekonomisine en ciddi katkı sağlayanı kromdur.

III. dönem

Göcek halkının yaşam akışını değiştiren üçüncü aşama turizmdir.

Tarihi dokusu, doğal güzelliği, otantik yapısı ve mavi ile yeşilin sevgiyle kucaklaştığı Göcek yöresi, turizmin tüm potansiyelini üzerinde taşımaktadır. Her yöreye nasip olmayan bu potansiyelin keşfi; 1983–84 yıllarında başlar. Dalaman Hava Limanı’nın hizmete girmesi ve dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın yörede tatil yapması, Göcek adının gündeme taşınmasına neden olmuştur. Başbakanın peşinden gelen basın – yayın kuruluşları ve bazı turizmciler yöreyi, ekranlarına ve manşetlerine taşımışlar, bir anda Göcek, yurt ve dünya turizm arenasında bomba gibi patlamıştır. Gerek havaalanı üzerinden, gerek tur ve özel taşıtlarla, gerekse mavi yolculuğa katılan yatlarla gelen yerli ve yabancı turistler karşısında hayli sıkıntı çekilmiştir. Çünkü o dönemde köy olan Göcek’te, turizme yönelik önemli bir yatırım bulunmamaktadır. Dönemin köy muhtarı Besim BAYINDIR ve köy halkının azimli çalışmaları, yöre halkı ile iş kuruluşlarının yardımları ve devletin katılarıyla çok kısa zamanda iletişim, yol, aydınlatma, su ve iskele sorunları çözülmüştür. Halk mevcut evlerini pansiyon yapmış ve sahile turizme yönelik restoran ve eğlence yerleri açılmıştır. Ancak yeterli hizmetlerin gelmediği ve halkın isteği üzerine belediyelik olmaya karar verilmiş, gerekli çalışmalar yapılmış ve 1989 yılında Göcek, belediyelik statüsüne kavuşmuştur. Böylece Göcek’in ufku tamamen açılmıştır. İmarından- yapılaşmaya, yolundan – çevre düzenlemesine kadar pek çok alt yapı sorunları çözülmüş ve otel – motel – pansiyon – restaurant – banka – marina – kordon ve eğlence yerleri gibi turizmin temel ihtiyaçları yapılmış ve hizmete sokulmuştur.

Bugün halkın % 75 inin uğraşı alanı içine giren turizmin, her geçen gün önemi daha da artmaktadır. Yöreye gelen turistleri memnun edebilmek için yeni arayışlara girilmiş ve alternatif turizm ile yöre şenlikleri gündeme getirilmiştir. Özellikle turizm (tur) şirketlerinin ilgi gösterdiği bu girişimlere yoğun taleplerin ortaya çıktığı görülmüştür. Gökçeovacık – Huzur Vadisi, Karacaören – Kızıl ve Karanlık dere ile Göcek Geleneksel Yayla Yürüyüşü ve 23 Nisan Çocuk Şenliği turistlerin ve turizmcilerin ilgi odakları olmuştur.

Günümüzde yörede çok sayıda Turizm Acenteleri ve konaklama yerleri hizmet vermektedir. Günlük gezi turları, turizm ofisleri, yat turizm şirketleri, belediye ve özel marinalar yöre turizminin gelişmesine katkıları olmaktadır. Yörenin en büyük geliri YAT turizmidir. Yılın 8 ayında yatçıların barınak ve tatil yeri olan koylar, binlerce yata ev sahipliği yapmaktadır. Temizlik, demirleme, güvenlik v.b. yaşamsal sorunlarını çözmenin huzur ve güveni sağlanmış olduğundan her mevsim yöremiz tercih edilmektedir.

kiralık tekne göcek
Davet bizden... Göcek Otelleri
Bayramda neredesiniz? Forest Gate Hotel
Haydi Yelkene... Forest Gate Hotel
Son güncelleme
21.11.2008 2:52
© 2007 • Bu sitede yer alan tüm içeriğin telif hakları İdeal Yatçılık'a aittir. Hiçbir şekilde kısmen yada tamamen kullanılamaz.