
Eskiden beri GÖÇER’lerin besledikleri deve, at, keçi ve koyun, bugün yerini başka uğraşı ve geçim kaynaklarına bırakmıştır. Özellikle Göcek ve İnlice yerleşim birimlerinde adı geçen bu hayvanlardan hiç birisi artık ticari olarak beslenmemektedir. Ancak Gökçeovacık ve Karacaören’de yer yer kıl keçisi ve koyun besiciliği yapılmaktadır. Yine bu köyler ile İnlice ve Göcek’te bazı evlerde hala cins sığır besiciliği yapılır. Kişilerin kendi ihtiyaçları için yapılan cins sığır besiciliğinin önemli bir ekonomik getirisi yoktur. Yerli sığır dediğimiz türler ise, deve ve at gibi tarihe karışmıştır. Özellikle İnlice ve Göcek yöresinde eskiden en önemli yük ve binek hayvanı olan deve ile atlar göç için, bir çift iyi ve besili öküz de çift sürmek için vazgeçilmez hayvanlardı. Yöre halkı adı geçen hayvanlarla yaptıkları göç ve işleri anlatırken hala duygulanırlar. Bölgedeki evleri ziyaret ederseniz evlerin bazılarında bu hayvanlara ait eyer, semer, havut, keçe, gem, yular, kolan vb. eşyaları hala sakladıklarını görürsünüz. Göçer yaşamındaki dostluk, yarenlik, şenlik ile saygı ve sevgiden uzun uzun konuşan halkın, özellikle yaşlıların günümüz yaşam şeklinden hiç zevk almadıklarını göreceksiniz.
Güncelliğini eskiden beri koruyan kümes hayvancılığı günümüzde de her yerleşim biriminde yapılmaktadır. Ancak ekonomik bir getirisi yoktur. Ailenin kendi ihtiyaçları oranında beslenmektedir.
Yöre halkının önemli bir gelir kaynağı da “arıcılık”tır. Eskiden “Kara kovan” dediğimiz kütük kovanlarda beslenen arılar günümüzde fenni kovanlarda beslenmektedir. Özellikle İnlice, Gökçeovacık ve Karacaören yörelerinde bol beslenen arılardan pek çok aile; bal, petek, polen, arı sütü ve arı oğlu satarak gelir elde ederler. Arılardan çiçek ile çam ve püren balları elde edilir. Bahar ve yaz aylarında yaylalarda, kış aylarında ise sahillerde (çamlık alanlarda) konaklandırılan arılardan yılda iki defa bal alınır.
Halkın yerleşik düzene geçişiyle birlikte yörede “ipek böcekçiliği” başladı. Ancak 1960’lardan sonra ziraat ile uğraşmaya başlayan halk, bu zahmetli işten vazgeçmiştir.
İPEK BÖCEKÇİLİĞİ
Ana maddesi “DUT YAPRAĞI” olan ipek, Göcek ve yöresinde 1950 yıllarına kadar üretilirdi.
Dut yapraklarından beslenen kurtçuklar 40 gün beslenir ve büyürler. Büyüyen ve gelişen bu kurtçuklar böceklere dönüşür. Böcekler kozaları oluşturur. Bu kozalar güneşe serilerek kurutulur. Kuruyan kozalaklar telem telem çözülür ve büyür. Sonra işlenerek ipek oluşturulur. İpek, yün ve kıl gibi eğrilir, bükülür ve yumak hale getirilir. “Düven” denilen mekanik aygıtta dokunur. Dokuma sonunda sert bir yapıya dönüşür. Bunun için içi su dolu kazanda kaynatılır. Kaynayan ipek dokumalar iyice yumuşar. Kurutulur ve dikime hazır hale getirilir.
Elde edilen ipek dokumalarından, bez (dastar), göynek ve gömlek gibi giyecekler dikilir. Çok hafif ve değerli olan ipek dokumaları, dut ağaçlarının bol bulunduğu her yerde, ehil kişilerce yapılır.
Dalaman, Göcek, İnlice ve yörelerinde ipek ve ipekli dokuma işleri daha bundan 40 yıl öncelerine kadar yapılmaktaydı.
Gerek zahmetli bir iş oluşu gerekse teknolojinin gelişmesi nedeniyle Göcek’te bu uğraş tarihe karışmış oldu.
DENİZ ÜRÜNLERİ
Göcek deniz kıyısı çok girintili ve çıkıntılı olduğundan, pek çok ada, burun ve koylara sahiptir. Bu nedenle deniz ürünlerinin yaşama ve üreme alanları çok olmasından dolayı bol deniz ürünleri vardır.
Balıkçılığın Göcek’te önemli yeri bulunmaktadır. Genelde Akdeniz sularına has balıklardan; logos, orfoz, akya, sinarit, fangri, turna, lambuka, uskumru, iskaroz, levrek, mercan, izmarit, çipura, barbun, palamut, kefal, karagöz, lopa ve sokkan en çok avlanandır. Özellikle İnlice ve Göcek koylarında daha bol bulunan balıklardan günlük satımı yapılır.
Turizm yöresi olan Göcek ve çevresindeki lokantaların günlük balık ihtiyaçları ile yöre halkının ihtiyaçlarının fazlasıyla karşılandığı denizde, ahtapot, kalamar, ıstakoz ve karides gibi deniz ürünleri de avlanmaktadır. Trol, dinamit, kontrolsüz ve bilinçsiz avlanma yüzünden pek çok balık türü kaybolmak üzere olduğundan, Sahil Güvenlik Ekipleri tarafından bölge sularında sürekli denetim yapılmaktadır.
1970 yılları öncesine kadar koylarımızda bol miktarda “sünger” çıkarılmaktaydı. Bu işi Marmaris ve Bodrum’dan gelen süngerciler yapardı. |